Ukrayna’da üniversite okuyan Türk öğrencilerin evrak çilesi

Ukrayna’da üniversite okuyan Türk öğrencilerin evrak çilesi
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 02.06.2022 18:00 | Son Güncellenme: 03.06.2022 10:54

Ukrayna’nın Harkov şehrinde eğitim gören ve savaşın başlamasıyla Türkiye’ye dönen Türk öğrenciler yatay geçiş için okudukları üniversiteden evrak almaya çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarında üçüncü ay geride kalırken, Türkiye’den eğitim almak için Ukrayna’nın Harkov kentine gelen öğrenciler savaş nedeniyle Türkiye’ye geri döndü. Eğitimlerine devam etmek için Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş yapmak isteyen öğrenciler, okudukları üniversitelerden gerekli evrakları almıyor.

Harkov’da okuyan iki Türk öğrenci Şehmus Aras ve Rengin Aydoğdu, savaştan dolayı kaçtıkları Ukrayna’ya uzun süren kara yolcuğunun ardından yatay geçiş için gerekli evrakları almak için yeniden geldi. Öğrenciler bir haftadan uzun süredir Harkov Karazin Üniversitesi’nden alacakları belgeleri beklerken, savaş nedeniyle kapalı olan üniversiteye her gün giden öğrenciler yetkililerden yardım istiyor.

Şehmus yaptığı açıklamada, “Ukrayna’da Karazin Üniversitesi’nde okuyorum. 4 yıldır buradayım. Daha önce savaş ilk başladığında da buradaydım. Sonrasında Elçiliğimizin ve Bakanlığımızın desteği sonucunda tahliye oldum. Tahliye ekibinde yer aldım. Şu an için canımızı tehlikeye atarak Ukrayna’ya Harkov’a gelmek zorunda kaldık. Harkov, şu an çok fazla problemli ve şiddetli çatışmaların yaşandığı sınır hattına cephe hattına çok yakın bir yerde belgelerimizi almaya geldik. Birçoğumuz Türkiye’deki üniversitelere yatay geçişimizi yaptık. Bazı üniversiteler bizden belgeleri istiyor, bazıları süre konusunda tolerans sağlıyor. Bizde o süre içerisinde belgemizi almamız gerekiyor biz de o yüzden canımızı tehlikeye atarak buraya geldik” dedi.

“İlk savaş başladığındaki gibi yine aynı psikoloji içine girmiş bulunmaktayız”
YÖK’ten ve kayıt olduğu üniversitelerden yardım isteyen Şehmus, “Şu an can tehlikemiz söz konusu aynı şekilde bombalar sürekli yağıyor, sürekli sirenler çalıyor. Her seferinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Sürekli bomba seslerinden uyuyamıyoruz. İlk savaş başladığındaki gibi yine aynı psikoloji içine girmiş bulunmaktayız. Bu mücadele içindeyiz en yakın sürede belgelerimizi alıp çıkma derdindeyiz bu ülkeden. Şu anda üniversiteden olumlu bir haber aldık. İnşallah en kısa sürede belgelerimizi alıp bu ülkeden çıkacağız. Ancak burası çok tehlikeli ve doğu hattı olarak çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor” dedi.

“Kimse gelemiyor ve cesaret edemiyor”
En kısa sürede barış sağlanmasını temenni eden Şehmus, “Barış dolu bir dünya ümidiyle dua ediyoruz. Çok fazla bombardıman vardı. Yine aynı şekilde uyuyamıyorduk. Sığınaklara sığınıyorduk. Metrolara sığınıyorduk bazılarımızın evleri uzaktı sığınaklara. Zor durumdaydık. Biz hava saldırısı başlamadan önce ayrılmıştık. Ben ve yakın arkadaşım dışında hiç kimse yok şu an. Ben ve Rengin diye bir arkadaşım var. Kimse gelemiyor ve cesaret edemiyor. Biz resmen hani biraz fedai biraz öncü olmak için geldik. Biz burada tıp fakültesi okuyorduk Türkiye’de tıp fakültesine geçiş yaptık. Orada eğitimimize devam edeceğiz” dedi.

Aydoğdu ise yaptığı açıklamada, “Savaşın ilk günlerinde evde tek başıma yaşıyordum. 24 Şubat saat 04.30’da bomba atıldı ve benim evim sınıra 20 kilometre uzaklıktaydı. Gece uyandığımda hava tertemizdi pırıl pırıldı. Ama işin kötü yanı gece gibi değildi. Atılan ilk bombada tüm gökyüzü tupturuncuydu. Ondan sonra zaten hemen Konsolosluğu aradım yardım için. Konsolosluğa hepimiz burada olduğumuzu Ukrayna’nın Harkov şehrinde olduğumuzu ve o an bombardımanın başladığını bildirdik. Tek başıma kalmıştım. Sığınağa gidiyordum sığınaklar çok korkunçtu. Evlerin altında ve binalar 1970’lar veya 1980’lerden kalma binalar. Onların bodrum katı o zamanlardan beri kullanılmadığı için karanlık fare her türlü pislik kötü şeylerin olduğu yerlerdi” dedi.

“Her bomba atıldığında deprem gibi hissediliyordu”
Sığınaklardan korktuğu zamanlarda ise metroya sığındığını ifade eden Rengin, “Tüm insanlar orada seferberdi. Gıda bulunamıyordu. Susuzlukta vardı. Ben 11’inci gün kendimi kurtarabildim. 11 gün aç ve susuz gezdik diyebilirim. Dediğim gibi benim evim sınıra çok yakın olduğu için her bomba atıldığında deprem gibi hissediliyordu. Yani 5.7 şiddetinde ya da 5.2, 5.1 şiddetindeki bir deprem gibi evler sallanıyordu her defasında zor günlerdi” dedi.

“YÖK bize geçiş hakkı tanıdı”
Karazin Üniversitesi’nde tıp öğrencisi olduğunu aktaran Aydoğdu, “YÖK bize geçiş hakkı tanıdı. Onun için belgelerimizi almaya geldik. Üniversiteler belgeleri olmayanların kayıtlarını yapmıyor. Başvurumuzu yaptık bekliyoruz. Ama hızlandırmak için konuştuk dekanla, dekan yardımcısı ile çünkü korkuyoruz her an burada bir şey olabilir. Şu an ben bu röportajı yaparken bir şey yok gibi görünebilir ama bundan ben 10 dakika sonra başıma neler geleceğini bilmiyorum. Çünkü 24 Şubat gecesinde de yatağa girdiğimde 2 saat sonra savaşın çıkabileceğini bilmiyordum. Bakalım bekliyoruz. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesine geçiş yaptım’’ dedi.