Türkiye, Hamas'a sırtını döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan neden eski müttefiklerini ekiyor?

Türkiye'nin yeni stratejik müttefiki İsrail, ilişkilerin tamamen normalleşmesinin bir koşulu olarak başta hareketin lider yardımcısı ve Batı Şeria ordusundaki operasyonların başkanı Salih el-Aruri olmak üzere tüm Hamas unsurlarının Türkiye topraklarından çıkarılmasını talep etti.

Türkiye, Hamas'a sırtını döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan neden eski müttefiklerini ekiyor?
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 21.02.2022 06:29 | Son Güncellenme: 21.02.2022 06:34

Arap dünyası dijital haber ve fikir sitesi Rai al-Youm'un yazı işleri müdürü Abdel Bari Atwan'ın haberine göre Recep Tayyip Erdoğan ile hali hazırda abluka altında bulunan Filistin'deki Hamas örgütü (İslami Direniş Hareketi) arasındaki balayı dönemi, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail ve iki diğer ülke arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecini hızlandırmasıyla birlikte sona eriyor. Bu, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un 9-10 Mart 2022 tarihinde büyük bir heyet ile Ankara'ya düzenleyeceği ziyaret sırasında kesinleşecek.

Hürriyet gazetesi, 15 Şubat Salı günü, Erdoğan hükümetinin, bir buçuk seneden uzun süredir birçok ülkeyle, şu anda Türkiye'de bulunan Hamas üyelerini -özellikle de askeri yetkilileri- kabul etmek için görüşmelerde bulunduğunu bildirdi. Bu görüşmelerde Erdoğan hükümetinin diğer devletleri, hareketin taşınma kararı hakkında bilgilendirdiği aktarıldı.

Türkiye'nin yeni stratejik müttefiki İsrail, ilişkilerin tamamen normalleşmesinin bir koşulu olarak başta hareketin lider yardımcısı ve Batı Şeria ordusundaki operasyonların başkanı Salih el-Aruri olmak üzere tüm Hamas unsurlarının Türkiye topraklarından çıkarılmasını talep etti. El-Aruri'nin yakın bir zamanda Ankara'dan ayrıldığı; Tahran, Beyrut ve Doha arasında gizlice hareket ettiği biliniyor.

Erdoğan'ın başdanışmanı Dr. İbrahim Kalın, İsrail Cumhurbaşkanı'nın Ankara ziyareti ve Erdoğan ile ikili görüşme hazırlıkları için Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal'ın da aralarında bulunduğu bir heyet ile 16 Şubat Çarşamba günü işgal altındaki Filistin'e iki günlük ziyaret düzenledi. Türk heyetinin ayrıca Ramallah'a da bir ziyaret gerçekleştireceği ve -görünüşe göre- Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşeceği kaydedildi.

Mısırlı Müslüman Kardeşler'in ülkesindeki faaliyetlerini 'donduran' ve İstanbul merkezli Mısır muhalif TV kanallarının ağzını kapatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi de Hamas ve üyelerine aynı kısıtlamaları ve/veya daha fazlasını dayatmak istiyor. Erdoğan bu konu kapsamında Siyasal İslamcı ve Osmanlı Diriliş Projesi'nin (Suriye hariç) başarısızlığını kabul etmiş; Mısır, BAE, İsrail ve Suudi Arabistan'da siyasal İslam'a sövüp sayan hükümetlere ulaşmaya karar vermiş olabilir.

Siyasi İslam, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisinin yirmi yıl önce güç kazanmak için kullandığı kartlardan biriyken bu düşünce hem Doğu'da hem de Batı'da gün geçtikçe inancın yeminli düşmanlarına dönüşüyor. Bu geri dönüş ise mevcut siyasi ittifaklarının, tamamen kendisinin ve partisinin popülarite puanlarının düşmesine neden olan, kötüleşen ekonomik krizlerden kaçma ihtiyacından kaynaklanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hamas ve Müslüman Kardeşler'e verdiği destek pratikten çok teorikti. Erdoğan İran, Hizbullah, Suriye ve hatta eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in görev süresi boyunca Hamas'ın ABD'ye silah kaçakçılığına göz yuman Mısır ordusunun aksine, abluka altındaki Filistin'deki İslami Direniş Hareketi'ne hiçbir zaman tek bir kurşun ya da dolar aktarmadı.

İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'ndeki ablukayı kırmaya çalışan 12 Türk aktivisti öldürdüğü Mavi Marmara filosu katliamı sırasında ve sonrasında, İsrail ile Türkiye arasında 70 uçuş yapıldı ve iki ülke arasındaki ticaret bu dönem boyunca kayda değer bir şekilde büyümeye devam etti. İki ülke arasındaki gerilim yalnızca "sözde" kaldı.

Erdoğan'ın politikasındaki geri dönüşler, Suriye ve Irak topraklarının aktif olarak işgal edilmesiyle birleştiğinde, bir zamanlar Arap ve Müslüman halklar arasında sahip olunan desteğin büyük bir kısmına mal olabileceğinin; aynı zamanda Doğu'da kendisine herhangi bir müttefik kazanmadan gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini de kaybedebileceğinin bir tür göstergesi.