20.9 C
İstanbul
Pazartesi, Eylül 26, 2022
Ana SayfaPakistanPakistan Kaç Adet Nükleer Silaha Sahip? Pakistan’ın Nükleer Gücü Nasıl Oluştu? Pakistan...

Pakistan Kaç Adet Nükleer Silaha Sahip? Pakistan’ın Nükleer Gücü Nasıl Oluştu? Pakistan ile Hindistan Arasındaki Nükleer Savaş Nasıl Başladı?

Tarih:

Benzer Haberler

Pakistan’daki sel felaketinde can kaybı bin 500’e yükseldi

Pakistan'daki şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde hayatını kaybedenlerin...

ADYÜ’den Pakistan’a hijyen malzemesi desteği

Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ), Pakistan’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen...

Pakistan’daki sel felaketinde can kaybı bin 265’e yükseldi

Pakistan'da Muson yağmurlarının neden olduğu sel felaketinde 57 kişinin...

Asya Kıtası’nın hızla gelişmeye yüz tutan ülkelerinden Pakistan, nükleer gücü ile öne çıkan bir devlet. Ülkenin nükleer silahları ve başlıklarının sayısı her geçen gün artarken halk, bu konuda hızla gelişim göstermek amacıyla kenetlenmiş durumda. Ülkenin nükleer dehası olarak gösterilen Abdul Kadir Han’ın vefat etmesinin ardından bir süre boşluk oluşsa da hükümet, üretime son sürat devam ediyor. Peki Pakistan’ın nükleer gücü nasıl oluştu? Üretimin arkasındaki isim kim? Pakistan’ın günümüzde kaç adet nükleer başlığı var? İşte bu konuda merak edilen sorular ve cevapları.

Tam adı Pakistan İslam Cumhuriyeti olan ülke, Güney Asya’nın gelişmekte olan ülkelerinden biridir. 212,2 milyonluk nüfusu ile dünyanın en kalabalık 5’inci ülkesi; ülkenin resmi dininin İslam olmasıyla da dünyanın en büyük 2’nci Müslüman topluluğudur. Pakistan’ın bulunduğu topraklar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi çoğunlukla Hindistan ile iç içedir. Bu iki ülkenin tarihlerini ayırmasının ardındaki en büyük neden, II. Dünya Savaşı’nın ardından İngilizlerin bölgeden ayrılma kararını tüm dünyaya duyurmasıdır. O döneme kadar hep birlikte yaşayan Müslümanlar ve Hindular, keskin olarak birbirlerinden kopmuşlar ve hatta aralarına mesafeler koymuşlardır. Yüz yıllardır tek bir devletin çatısı altında yaşayan Müslümanlar Pakistan’a, Hindular ise Hindistan’a göç etmiştir.

Yüz Yıllık Kardeşlik, “Nükleer Pakistan’ı” Doğurdu

Pakistan bağımsızlığını 1947 senesinde kazanmıştır. Asırlardır kardeş olarak bildiği Hindistan ise 1947 senesi itibarıyla artık Pakistan’ın en büyük düşmanı konumundadır. Ordusunu ve askeri gücünü geliştirmek konusunda kendisiyle yarışan ülke zaman içinde dünyanın en büyük 6’ncı ordusuna sahip olmuştur. Geliştirilen nükleer silahlar sayesinde ise Pakistan “nükleer silahlı devlet” olarak kabul edilmiştir. Bu ülkenin bu şekilde anılmasına yol açan uygulamalar, 1974 senesinde Hindistan tarafından başlatılmıştır. Hindistan, 1974’te Rajasthan Çölü’nde yaptığı “Gülümseyen Buddha” ismini verdiği nükleer testlerle Güney Asya’da paniğe ve gerginliğe neden olurken Pakistan, atom bombası üretmek konusunu beka meselesi olarak algılamaya başlamıştır.

“Ot yiyeceğiz ama atom bombası üreteceğiz”

Hindistan’ın nükleer testlerinin tüm dünyada yankılanmasının ardından dönemin Devlet Başkanı Zülfikar Ali Butto, Pakistan’ın açıkça tehdit edildiğini belirterek OHAL benzeri bir hareket başlatıldığı aktaran şu ifadeleri kullanmıştı: “Hindistan ile bin senelik savaş sürecine giriyoruz. Bu süreçte sadece ot yemek zorunda kalsak bile atom bombasını yapacağız.” Böylelikle hükümet, 1976 senesinde ilk nükleer araştırma merkezini kurdu. Büyük gizlilik içinde yürütülen süreçte resmi olarak elde edilemeyen malzemeler, özel şirketler aracılığıyla alınmaya başlandı. Ayrıca Pakistan İstihbarat Teşkilatı da Avrupa’ya gönderdiği personelleri sayesinde uranyum zenginleştirme ve nükleer faaliyetler hakkında bilgiler edinmeye başladı. Avrupa ülkelerindeki Pakistan Büyükelçilikleri bu süreçte “Özel İşler Organizasyonu” isimli bir ağ oluşturdu.

Pakistan’ın Nükleer Kaderini Yazan İsim: Abdul Kadir Han

Pakistan’ın nükleer bir ülke olma konusunda bugün iyi yerlerde olmasına vesile olan isimlerden en önemlisi Abdul Kadir Han’dır. Han, İngiltere sömürgesi altındaki Hindistan’da doğmuş İngiltere’de doktora programından mezun olmuş ve uranyum zenginleştirme şirketi olan Urenco’da çalışmış bir bilim insanıdır. Han, çalışmalarını tamamladıktan sonra 1976 senesinde Pakistan’a dönerek bir ülkenin kaderini baştan yazmak amacıyla kollarını sıvamıştır. Han yalnızca edindiği tecrübeleri ülkesinde faaliyete geçirmedi aynı zamanda Avrupa ülkelerinin gizli nükleer bilgi ve verilerini de ülkesine kaçırdı. Her ne kadar Avrupalılar açısından bir hırsız olsa da 1998 senesinde Pakistan Ulusal Kahramanı ilan edildi. Hindistan, 11-13 Mayıs 1998 tarihlerinde 5 adet nükleer test gerçekleştirdi. Dönemin Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, güvenliğin tehlikede olduğunu belirterek tüm önlemlerin alınacağını açıkladı ve nükleer başvurularının yapıldığını kaydetti.

28 Mayıs 1998 Tarihi, Pakistan İçin Milat Oldu

Pakistan, 28 Mayıs 1998 tarihinde Belucistan’daki Chagai bölgesinde ilk nükleer testini gerçekleştirdi. Bu test, Pakistan’ın tüm dünyaya, “nükleer gücümüz var” deme şekli oldu. Aynı zamanda ülke, nükleer güce sahip ilk Müslüman devlet oldu. Abdul Kadir Han ise 2009 senesinde verdiği bir röportajda asıl atom bombasını 1984 senesinde elde ettiklerini ama uluslararası tepkilerden çekindikleri için duyurmadıklarını ifade etti. Üretim ve test aşamasında Pakistan’ın en büyük destekçisi Çin oldu. Pakistan hem zenginleştirilmiş uranyumu hem de füzeleri Çin’den tedarik etti. Hindistan ve Pakistan, 1999 senesinde Kargil tepelerinde karşı karşıya geldi. Uluslararası toplumun araya girmesiyle nükleer savaş önlense de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Güney Asya’nın artık “dünyanın en tehlikeli yeri” olduğunu ifade etti.

Pakistan’ın Atom Bombası: “İslamic Bomb”

Batılı uluslar, Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması konusunda endişe ve kızgınlıklarını sık sık dile getirdiler. Hatta diğer ülkelerin atom bombalarına “atom bombası” derken Pakistan’ın üretimlerine “İslami Bomba” (İslamic Bomb) demeye başladılar. Batılı devletler tarafından Pakistan hakkında yürütülen olumsuz kampanyalara karşı ise diğer Müslüman ülkeler, sessiz kalmayı tercih ettiler. Tüm bunlar karşısında Pakistan, 1968 senesinde oluşturulan ve pek çok ülke tarafından imzalanan Nükleer Silahların Önlenmesine İlişkin Antlaşma’yı (Non-ProliferationTreaty, NPT) imzalamayan 3 ülkeden biri oldu. Diğer ülkeler ise İsrail ve Hindistan’dır. Pakistan, Hindistan’ın bu anlaşmayı imzalamayışını gerekçe göstererek imza atmamıştır.

Pakistan’ın Günümüzdeki Nükleer Gücü

Bugün gelinen noktada Pakistan’ın yaklaşık 160 adet nükleer harp başlığına sahip olduğu tahmin edilmektedir. 2020’de yapılan bir araştırmaya göre dünyadaki en çok nükleer başlığa sahip olan 6’ncı ülke Pakistan hem plütonyum hem de zenginleştirilmiş uranyum stoklarını kademeli olarak artırmaya devam etmektedir.

 

 

 

Popüler Haberler

Asya Kıtası’nın hızla gelişmeye yüz tutan ülkelerinden Pakistan, nükleer gücü ile öne çıkan bir devlet. Ülkenin nükleer silahları ve başlıklarının sayısı her geçen gün artarken halk, bu konuda hızla gelişim göstermek amacıyla kenetlenmiş durumda. Ülkenin nükleer dehası olarak gösterilen Abdul Kadir Han’ın vefat etmesinin ardından bir süre boşluk oluşsa da hükümet, üretime son sürat devam ediyor. Peki Pakistan’ın nükleer gücü nasıl oluştu? Üretimin arkasındaki isim kim? Pakistan’ın günümüzde kaç adet nükleer başlığı var? İşte bu konuda merak edilen sorular ve cevapları.

Tam adı Pakistan İslam Cumhuriyeti olan ülke, Güney Asya’nın gelişmekte olan ülkelerinden biridir. 212,2 milyonluk nüfusu ile dünyanın en kalabalık 5’inci ülkesi; ülkenin resmi dininin İslam olmasıyla da dünyanın en büyük 2’nci Müslüman topluluğudur. Pakistan’ın bulunduğu topraklar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi çoğunlukla Hindistan ile iç içedir. Bu iki ülkenin tarihlerini ayırmasının ardındaki en büyük neden, II. Dünya Savaşı’nın ardından İngilizlerin bölgeden ayrılma kararını tüm dünyaya duyurmasıdır. O döneme kadar hep birlikte yaşayan Müslümanlar ve Hindular, keskin olarak birbirlerinden kopmuşlar ve hatta aralarına mesafeler koymuşlardır. Yüz yıllardır tek bir devletin çatısı altında yaşayan Müslümanlar Pakistan’a, Hindular ise Hindistan’a göç etmiştir.

Yüz Yıllık Kardeşlik, “Nükleer Pakistan’ı” Doğurdu

Pakistan bağımsızlığını 1947 senesinde kazanmıştır. Asırlardır kardeş olarak bildiği Hindistan ise 1947 senesi itibarıyla artık Pakistan’ın en büyük düşmanı konumundadır. Ordusunu ve askeri gücünü geliştirmek konusunda kendisiyle yarışan ülke zaman içinde dünyanın en büyük 6’ncı ordusuna sahip olmuştur. Geliştirilen nükleer silahlar sayesinde ise Pakistan “nükleer silahlı devlet” olarak kabul edilmiştir. Bu ülkenin bu şekilde anılmasına yol açan uygulamalar, 1974 senesinde Hindistan tarafından başlatılmıştır. Hindistan, 1974’te Rajasthan Çölü’nde yaptığı “Gülümseyen Buddha” ismini verdiği nükleer testlerle Güney Asya’da paniğe ve gerginliğe neden olurken Pakistan, atom bombası üretmek konusunu beka meselesi olarak algılamaya başlamıştır.

“Ot yiyeceğiz ama atom bombası üreteceğiz”

Hindistan’ın nükleer testlerinin tüm dünyada yankılanmasının ardından dönemin Devlet Başkanı Zülfikar Ali Butto, Pakistan’ın açıkça tehdit edildiğini belirterek OHAL benzeri bir hareket başlatıldığı aktaran şu ifadeleri kullanmıştı: “Hindistan ile bin senelik savaş sürecine giriyoruz. Bu süreçte sadece ot yemek zorunda kalsak bile atom bombasını yapacağız.” Böylelikle hükümet, 1976 senesinde ilk nükleer araştırma merkezini kurdu. Büyük gizlilik içinde yürütülen süreçte resmi olarak elde edilemeyen malzemeler, özel şirketler aracılığıyla alınmaya başlandı. Ayrıca Pakistan İstihbarat Teşkilatı da Avrupa’ya gönderdiği personelleri sayesinde uranyum zenginleştirme ve nükleer faaliyetler hakkında bilgiler edinmeye başladı. Avrupa ülkelerindeki Pakistan Büyükelçilikleri bu süreçte “Özel İşler Organizasyonu” isimli bir ağ oluşturdu.

Pakistan’ın Nükleer Kaderini Yazan İsim: Abdul Kadir Han

Pakistan’ın nükleer bir ülke olma konusunda bugün iyi yerlerde olmasına vesile olan isimlerden en önemlisi Abdul Kadir Han’dır. Han, İngiltere sömürgesi altındaki Hindistan’da doğmuş İngiltere’de doktora programından mezun olmuş ve uranyum zenginleştirme şirketi olan Urenco’da çalışmış bir bilim insanıdır. Han, çalışmalarını tamamladıktan sonra 1976 senesinde Pakistan’a dönerek bir ülkenin kaderini baştan yazmak amacıyla kollarını sıvamıştır. Han yalnızca edindiği tecrübeleri ülkesinde faaliyete geçirmedi aynı zamanda Avrupa ülkelerinin gizli nükleer bilgi ve verilerini de ülkesine kaçırdı. Her ne kadar Avrupalılar açısından bir hırsız olsa da 1998 senesinde Pakistan Ulusal Kahramanı ilan edildi. Hindistan, 11-13 Mayıs 1998 tarihlerinde 5 adet nükleer test gerçekleştirdi. Dönemin Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, güvenliğin tehlikede olduğunu belirterek tüm önlemlerin alınacağını açıkladı ve nükleer başvurularının yapıldığını kaydetti.

28 Mayıs 1998 Tarihi, Pakistan İçin Milat Oldu

Pakistan, 28 Mayıs 1998 tarihinde Belucistan’daki Chagai bölgesinde ilk nükleer testini gerçekleştirdi. Bu test, Pakistan’ın tüm dünyaya, “nükleer gücümüz var” deme şekli oldu. Aynı zamanda ülke, nükleer güce sahip ilk Müslüman devlet oldu. Abdul Kadir Han ise 2009 senesinde verdiği bir röportajda asıl atom bombasını 1984 senesinde elde ettiklerini ama uluslararası tepkilerden çekindikleri için duyurmadıklarını ifade etti. Üretim ve test aşamasında Pakistan’ın en büyük destekçisi Çin oldu. Pakistan hem zenginleştirilmiş uranyumu hem de füzeleri Çin’den tedarik etti. Hindistan ve Pakistan, 1999 senesinde Kargil tepelerinde karşı karşıya geldi. Uluslararası toplumun araya girmesiyle nükleer savaş önlense de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Güney Asya’nın artık “dünyanın en tehlikeli yeri” olduğunu ifade etti.

Pakistan’ın Atom Bombası: “İslamic Bomb”

Batılı uluslar, Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması konusunda endişe ve kızgınlıklarını sık sık dile getirdiler. Hatta diğer ülkelerin atom bombalarına “atom bombası” derken Pakistan’ın üretimlerine “İslami Bomba” (İslamic Bomb) demeye başladılar. Batılı devletler tarafından Pakistan hakkında yürütülen olumsuz kampanyalara karşı ise diğer Müslüman ülkeler, sessiz kalmayı tercih ettiler. Tüm bunlar karşısında Pakistan, 1968 senesinde oluşturulan ve pek çok ülke tarafından imzalanan Nükleer Silahların Önlenmesine İlişkin Antlaşma’yı (Non-ProliferationTreaty, NPT) imzalamayan 3 ülkeden biri oldu. Diğer ülkeler ise İsrail ve Hindistan’dır. Pakistan, Hindistan’ın bu anlaşmayı imzalamayışını gerekçe göstererek imza atmamıştır.

Pakistan’ın Günümüzdeki Nükleer Gücü

Bugün gelinen noktada Pakistan’ın yaklaşık 160 adet nükleer harp başlığına sahip olduğu tahmin edilmektedir. 2020’de yapılan bir araştırmaya göre dünyadaki en çok nükleer başlığa sahip olan 6’ncı ülke Pakistan hem plütonyum hem de zenginleştirilmiş uranyum stoklarını kademeli olarak artırmaya devam etmektedir.

 

 

 

Benzer Haberler

Pakistan’daki sel felaketinde can kaybı bin 500’e yükseldi

Pakistan'daki şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde hayatını kaybedenlerin...

ADYÜ’den Pakistan’a hijyen malzemesi desteği

Adıyaman Üniversitesi (ADYÜ), Pakistan’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen...

Pakistan’daki sel felaketinde can kaybı bin 265’e yükseldi

Pakistan'da Muson yağmurlarının neden olduğu sel felaketinde 57 kişinin...

Popüler Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz