MbS'in Zaferi: Başkanı Ayağına Getirmek

MbS'in Zaferi: Başkanı Ayağına Getirmek
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 27.06.2022 13:03 | Son Güncellenme: 27.06.2022 13:14

Yazar: Con Sinov

Twitter Adresi: https://twitter.com/lordsinov

Suud Prensi Muhammed bin Selman (MbS) 2017’den itibaren Suud Kralı Selman’ın veliahtı ve başbakan yardımcılığında bulunuyor. Veliaht, göreve geldikten kısa süre sonra gerçekleştirdiği saray darbesiyle kendisine muhalefet edebilecek nüfuzlu prensleri gözaltına aldırmış ve etkisiz hale getirmişti. Güçlü bir veliaht profili çiziyor, yaşlanan kralın yerine ülkeyi bilfiil yönettiği konuşuluyor ve Batı çevrelerini tatmin eden bazı kadın hakları reformları yapıyordu. Öte yandan gelirinin yüksek kısmı petrole dayalı Suudi Arabistan’da yeni gelir kalemleri kazanılması için 2030 vizyonu projesini ortaya atıyor, dış politikada da İran’a karşı sert tutum takınıyor ve İsrail’le sıcak ilişkiler kuruyordu. Gidişat ABD’nin hoşnut olacağı cinstendi. Yine de onun bu yüksek profilli yönetimi kısa süre içerisinde aşınmaya başladı. Prenslerin derdest edilmesi iç dinamikler tarafından eleştiriliyordu ve “modern dünyaya göre oldukça etkisiz” kadın hakları reformları yetersiz görülüyordu. Bazı feminist aktivistler, sergilediği eylemler nedeniyle tutuklandığında ve muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı (ki aynı zamanda ABD vatandaşıydı) dehşet verici şekilde katledildiğinde MbS dünya kamuoyunda güç bir duruma düştü. Her ne kadar Trump’ın bu tip gelişmeleri umursamayışı nedeniyle itibarının bir kısmını korumayı başarsa da 2020 seçimlerinde Demokratların adayı Joe Biden’ın “demokratik ilkeleri” kutsayan vizyonu ortaya çıktığında MbS için kötü günler başladı. Seçimi kazanan Biden, Suud devletine “parya muamelesi” yapacağından bahsediyor ve Kaşıkçı Suikasti’ne yönelik rapor nedeniyle MbS’yi suçluyordu. Öyle ki Biden, bu suçlamaların devamında somut yaptırımlara girişmemeyi tercih ettiğinde ABD’deki radikal demokratlar, Biden’a bile köpürmüş ve MbS’nin cezasız kalmasını yoğun şekilde eleştirmişti. 

Biden, başkan olduktan sonra MbS’ye soğuk davrandı ve muhatap olarak Kral Selman’ı tercih ettiğini söyledi. Üstelik Yemen’deki isyancılarla mücadele eden Suud devletine yardımı kesmiş ve MbS’nin hiç hoşlanmayacağı şekilde İran’la nükleer anlaşmayı diriltmek için harekete geçmişti. Biden, açık bir şekilde “demokratik ilkelere sahip olmayan” bu devlete ve veliahtına parya muamelesi yapıyordu. Bu süreç 2022’nin Şubat ayına kadar artan biçimde devam etti. 

Putin, Ukrayna’ya savaş ilan ettiğinde ve petrol fiyatlarının önlenemez yükselişi başladığında Biden’ın “demokratik ilkeler” hassasiyeti aşınmaya başladı. Pandeminin yarattığı olumsuz etkilere yüksek petrol fiyatları ve enflasyon eklendiğinde ABD vatandaşları asla vazgeçmek istemeyeceği yakıt tüketiminde bir şokla karşı karşıya kalmaya başladı. Petrol fiyatları yükseliyordu ve Biden çaresiz kalmıştı. Beyaz Saray müttefiklerinden açıkça daha fazla petrol üretmesini ve fiyatlarının düşürülmesini bekliyordu fakat Suud devleti buna yanaşmayı reddetti. Yüksek fiyatlar nedeniyle oldukça kâr elde ediyorlardı ve kendilerine parya muamelesi yapacağını söyleyen bir başkanın bu talebini umursamıyorlardı. Durum Haziran ayında içinden çıkılmaz bir hal almaya başladığında ABD enflasyonu son 40 yılın zirvesine çıktı ve FED 1994 yılından bu yana en yüksek faiz artışını gerçekleştirdi. Petrol üretiminin artırılmasına ilişkin teklifleri birer birer reddedildiğinde Biden, demokratik ilkelerden ödün vermesi gerektiğin kabullenerek Suudi Arabistan’a gezi düzenleme kararı aldı. Esasen böyle bir gezi zaten düşünülüyordu fakat MbS ile görüşme planda yoktu. Son kamuoyu yoklamalarında Biden’ın görev onayı iyiden iyiye düştüğünden ve yıl sonunda yapılacak ara seçimleri kaybetme ihtimali yükseldiğinde Biden başka çaresi olmadığını kabullenerek MbS ile görüşmeye razı oldu. MbS intikamını almış ve Biden’ı ayağına getirmeyi başarmıştı. 

Biden bir sürpriz olmazsa MbS ile görüşme yapacak ve petrol üretiminin artırılmasını talep edecek. Böyle bir durumda MbS’nin teklifi kabul edeceğine kesin gözüyle bakılsa da Biden’ın bu ödününün petrol fiyatlarını düşüreceğinden emin olmayanlar mevcut. Bunun dışında MbS muhtemelen Yemen’deki isyancılarla mücadelede destek isteyecek ve belki de bazı silah alımları talep edecek. Sonuç olarak MbS, doğrudan muhatap kabul edilerek zaten istediğini alacak ve konumunu güçlendirecek. Biden’ın samimiyetsizce de olsa bu görüşmeye ikna olması, onun iç politikadaki konumunu bir miktar sarsacaktır. Zira demokratik ilkeler konusundaki ateşli destekçileri hayal kırıklığına uğrayacaktır. Yine de Biden’ın bu ödünü bir fırsat haline çevirebilmesi için petrol fiyatlarını düşürmesi şart. Bunun olup olmayacağını da zaman gösterecek. Şayet bir sürpriz olur ve MbS, ayağına kadar gelen Biden’ın taleplerini kabul etmezse? O zaman Biden’ın ne hissedeceğini düşünmek bile istemiyorum.