Londra Merkezli Ortadoğu Gazetesi Alarab: Filistin’e karşı en büyük ve en tehlikeli silah: Hamas

Hamas, Filistinlilerin Ortadoğu’da yaşadığı hezimetlerden, özellikle de Lübnan’da yakın zamanda tecrübe ettiği durumlardan ders almayı reddeden bir örgüt haline geldi. Sahil kenti Tire yakınındaki Filistinli mültecilerin kampı yakınlarında bulunan Hamas silah deposunda yaşanan patlama, Filistin halkının imajını bozmak için çaba harcayanların son eylemi olarak ön plana çıkıyor.

Londra Merkezli Ortadoğu Gazetesi Alarab: Filistin’e karşı en büyük ve en tehlikeli silah: Hamas
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 15.12.2021 11:47

Hamas, Filistinlilerin Ortadoğu’da yaşadığı hezimetlerden, özellikle de Lübnan’da yakın zamanda tecrübe ettiği durumlardan ders almayı reddeden bir örgüt haline geldi. Sahil kenti Tire yakınındaki Filistinli mültecilerin kampı yakınlarında bulunan Hamas silah deposunda yaşanan patlama, Filistin halkının imajını bozmak için çaba harcayanların son eylemi olarak ön plana çıkıyor.

Filistinliler ders almayı reddediyor

Hamas’ın yanı sıra Filistinli vatandaşlar da yakın geçmişte yaşadıkları olumsuzluklardan ders almayı reddeden kesimlerden biri. Halk, Hamas’ın silahlarının, mühimmatlarının ve diğer malzemelerinin hem Lübnanlılar hem de Filistinliler üzerinde yarattığı psikolojik baskıyı hiçe sayıyor.

Patlama, Kahire ziyaretinin ardından gerçekleşti

İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, Mısır Cumhurbaşkanı Abdelfettah al-Sisi liderliğindeki üst düzey yetkililerle Kahire’de bir araya geldi. Gazze’nin yeniden inşasının konuşulduğu Kahire toplantısından saatler sonra gerçekleşen bu patlama, Gazze halkının sefalet, acı ve yıkımdan kurtulmak konusunda başlangıcı oldu ya da olması bekleniyor.

Hamas’ın olduğu yerde yıkım var

Hamas’ın dünya üzerinde olduğu her yerleşim yerinde yıkım oluyor. Fetih, yeniden doğum, bağımsız Filistin devleti kurmak gibi amaçlarla kurulduğu ifade edilen Hamas’ın her yere yıkım getirmesi ne denli mantıklı? Sözde barış içinde devlet kurmak isteyen bu örgüt, neden hem kendinden olanları hem de olmayanları öldürerek ve yaralayarak bunu yapmaya çalışıyor? Özellikle bu son patlamanın ardından Hamas ve benimsediği yöntemler daha çok sorgulanmaya başladı. Herkesin aklındaki soru ise Hamas’ın neden Lübnan’da patlayıcı ve silah depoladığı.

Hamas’ın, kurmayı planladığı Filistin devleti sınırları içerisinde değil de Güney Lübnan’da depo tutması oldukça düşündürücü. Buna karşın Hamas da hem Gazze’deki hem Lübnan’daki hem de dünyanın herhangi bir yerindeki Filistinlilerin akıbetini çok önemsemiyor gibi. Lübnanlı siyasiler de Hamas ve Filistin halkının akıbeti konusunda pek olumlu adım atmıyor. Bunun en büyük örneği, ülkenin en önemli bölgelerinden birinde silah deposu kurulmasına izin verilmesi ve bu deponun patlaması karşısında herhangi bir atılımda bulunmaması.

Lübnanlılar, Hamas’tan şikayetçi

10 Aralık tarihinde gerçekleşen patlamanın ardından Lübnanlı vatandaşlar, Hamas’a karşı olan “istememezliklerini” yinelemeye başladı. Örgüte karşı hayal kırıklıklarını ve öfkelerini dile getiren Lübnan halkı, “Bizim kendi derdimiz bize yeter.” ifadelerini kullanarak örgüt militanlarını çevrelerinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Lübnanlı vatandaşlar, Hamas’a olduğu kadar Lübnan hükümetine de öfke duyuyor. Hamas deposundaki patlama ve Lübnanlı vatandaşların protestolarının ardından işlerin ne denli değişeceği ise henüz belli değil.

İki devletli çözüm, en büyük düşmanları

Hamas, 1987 senesinde kurulmasıyla birlikte tek bir hedefe yoğunlaştı: İki devletli çözüm. 1993 senesinde imzalanan anlaşmanın iki devletli çözüm maddelerinden arındırılması için sık sık saldırılar ve bombalı eylemler düzenleyen Hamas, farkında olarak ya da olmayarak İsrail’e büyük bir hizmette bulundu. Dünyanın gözünde artık İsrail anlaşmaya uyan tarafken Hamas ile Filistinliler anlaşmaya uymayan konumda bulunuyor.

Anlaşma imzalanana kadar Amerika ve Filistin arasında neredeyse hiçbir şartta var olmayan diyalog süreci ise 1988 senesinde başladı. Birleşmiş Milletler zirvesinde toplanan devletler, Filistinlileri Hamas örgütüne karşı kışkırtmakla sözde diyalog sürecini başlattı ve Hamas’ın terör örgütü olduğuna dair o zamanlardan imalarda bulunmaya başladı.

Amerika ve Filistin arasında diyalogların başlaması ve Hamas’ın kötülenme süreci, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurulması mücadelesinde yeni bir başlangıçtı. ABD yönetimi, 70’li senelerde Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Henry Kissinger’ın İsrail’e karşı verdiği sözün üstüne çizgi çekerek Filistin ile ilişkileri ilerletmek konusunda adım attı. Bu söz ise şüphesiz ki Beyaz Saray’ın, Filistin Kurtuluş Örgütü ile herhangi bir anlaşmadan ve diyalogdan kaçınması yönündeydi.

Hamas, FKÖ’nün çabalarını görmezden geliyor

Amerika ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında başlayan diyaloglara karşın Hamas, FKÖ’nün aldığı yolu görmezden geliyor. Pek çok devletten sık sık terörist damgası yiyen Hamas’ın Lübnan’daki deposunda meydana gelen patlamanın bir diğer sebebinin ise geçtiğimiz haftalarda İngiltere’nin Hamas’ı terör örgütü listesine sokması olduğu aktarılıyor.

Hamas, amaçlarından saparak Gazze’den çekildi ve Gazze’yi, kuşatma altındaki bir İslam devletine çevirdi. Dünya, Gazze halkına yapılan haksızlığı izlerken, Hamas hiç oralı olmuyor. Örgüt, Filistin hakkında yapılan tüm bağımsızlık ve yeni devlet planlarını ortadan kaldırdı ve yerleşim yerini “İran füze üssüne” çevirdi. İngiltere’nin Hamas’ı terör örgütü kategorisine sokmasındaki sebebin altında yatan ise budur. Hamas örgütü, Filistin tarihini kendine göre yeniden yazmak ve yerleşim yerini de İran’ın çıkarlarına bağlamak istiyor.

Alarab gazetesinden (https://alarab.co.uk), Hayrullah Hayrullah’ın yazısından çeviridir.