Büyük Medeniyet Savaşı Kitabı Yazarı Robert Fisk Kimdir? Savaş Muhabiri Robert Fisk’in Hayatı

Büyük Medeniyet Savaşı Kitabı Yazarı Robert Fisk Kimdir? Savaş Muhabiri Robert Fisk’in Hayatı
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 30.06.2022 08:55

I. Dünya Savaşı’ndan 28 sene, Hitler’in intihar edişinden ise bir sene sonra dünyaya gelen Robert Fisk, harp meydanlarında geçen hayatını konu aldığı Büyük Medeniyet Savaşı isimli kitabı ile gerek Avrupa’da gerekse Ortadoğu’da gazeteciden çok gözlemci ve savaşçı edasıyla anılıyor. Usame bin Ladin ile röportaj yapma imkanına erişen nadir isimlerden olan Fisk, dünyanın yarısı tarafından övgüyle karşılanırken yarısı tarafından da kınanıyor. Fisk’in hayatı nelere sahne oldu? Savaş meydanlarında neler yaptı ve en önemlisi de ismini gazetecilik mesleğine altın harflerle yazdıran Robert Fisk kimdir? Merak edilen soruların yanıtları bu yazıda sizlerle.

Henüz küçük yaşlardan itibaren uluslararası bir gazeteci ve savaş muhabiri olarak hayatına devam etmek istediğine karar veren Robert Fisk, 12 Temmuz 1946 tarihinde dünyaya geldi. Doğum zamanını “İlk dünya savaşından seneler sonra ve Hitler’in intihar etmesinden bir sene önce” olarak anlatan Fisk, doğuştan İrlanda ve İngiltere vatandaşlığına sahip olması açısından hayata önde başladı. Tek çocuğu olduğu babası William Fisk, I. Dünya Savaşı’nda bizzat cephede yer almıştı. Baba Fisk, savaşın sonunda bir askerin idam edilmesi fikrine karşı geldiği için cezalandırıldı. Annesi ise Robert’in ileri çocukluk döneminde sulh hakimliği yaptı. Robert Fisk, babasının kendisine anlattığı savaş hikayeleriyle, kendisini gezdirdiği savaş meydanlarında büyüdü. Çok sonradan öğrendi ki babasının anlattıkları hayal ürünü değil gerçeğin ta kendisiydi çünkü babası, kendi taburunun savaş günlükleri katibiydi.

Fisk’in Yetişkinlik Dönemi, Çocukluk Çağından Belliydi

Fisk kitaplarla, gerçek öykülerle, gazetelerle ve tarihle çerçevelenmiş bir çocukluk yaşadı. Hazırlık dönemini Yardley Court’ta tamamladıktan sonra Sutton Valence Okulu’nda ardından Lancaster Üniversitesi’nde eğitim gördü. Dilbilim ve Latince konularında döneminin ünlü dergilerine katkılarda bulundu. 1983 senesine geldiğinde Dublin Trinity Collge’de siyaset bilimi üzerine doktorasını tamamladı. Doktora tezinin başlığı olarak “Sınırlı Savaş Durumu: Eire’nin tarafsızlığı ve Dublin, Belfast ve Londra, 1939-1945” cümlesini tercih etti. Doktora tezi, siyaset bilimi konusunda en çok okunan tezler arasına girdi. Hatta öyle ki 1996 senesinde Dublin’de yeniden basılmak zorunda kalındı. Ünlü eleştirmen F.I. Magee 1984 senesinde bu tez hakkında şunları söyledi: “Bu kitap, II. Dünya Savaşı sırasındaki Anglo-İrlanda ilişkilerinin keskin ve ayrıntılı açıklamalarını sunmaktadır. Fisk bu mükemmel kitabıyla İrlanda Cumhuriyeti, Britanya ve Kuzey İrlanda üçgenindeki ilişkilerin kararsızlığını anlatmaktadır.”

Robert Fisk Kariyerini Henüz Çocukken Çizen Biriydi

Robert Fisk, neden ve nasıl uluslararası haber editörü ve savaş muhabiri olmayı tercih ettiğini “Büyük Medeniyet Savaşı” isimli kitabında ayrıntılı olarak işliyor. Kendisi, bu konuya, henüz çocuk yaşta iken karar verdiğini ancak babasının onu vazgeçirmek istediğini aktarıyor. Hatta öyle ki babası bir aile yakınlarından kendisiyle görüşmesi ve fikrini değiştirmesi için destek istiyor ancak Robert’in kararlı yaklaşımı karşısında aile dostları, “Robert, savaş muhabiri olacak.” ifadesini kullanarak konuyu kapatıyor. Fisk, bir dönem çeşitli gazetelerde çalıştıktan sonra Sunday Express’te işe başlıyor. Ancak burada editörlerden John Junor ile anlaşmazlıklar yaşaması üzerine The Times’a transfer oluyor. 1972-1975 seneleri arasında The Times’ta çalışan Fisk, gazetenin Belfast muhabiri iken 1974 senesinde Karanfil Devrimi’nin hemen ardından Portekiz’e gönderiliyor.

1976 Senesi Hayatının Dönüm Noktası Oldu

1976 senesine gelindiğinde ise Robert Fisk, Ortadoğu muhabiri olarak bölgeye atanıyor ve 1987 senesine kadar burada kaldı. 1979 senesindeki İran Devrimi’ni yerinde yaşayan Fisk, atılan füzelerin başının üzerinden geçtiğini de kitaplarında ve köşe yazılarında okuyucularına aktardı. The Times’ın Gazeteci Rupert Murdoch tarafından devralınmasının ardından İran Air Flight 655 ile ilgili bir öykünün ortaya çıkması ise Fisk’in The Times kariyerinin sonlanmasına; The Independent kariyerinin ise 1989 senesinde başlamasına vesile oldu. O dönemde New York Times, Robert Fisk hakkında yorum yaparken “Muhtemelen Britanya’daki en ünlü dış muhabir.” cümlesini zikrediyor. The Economist ise Fisk’i, “II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Ortadoğu’nun en etkili muhabirlerinden biri.” olarak betimliyor. Öyle ki Fisk, İngiltere ve uluslararası camiada gazetecilik ödülleri alırken Press Awards Yabancı Muhabiri ödülünü tam 7 kez elde etmeyi başardı.

Meslek Aşkı, İşitme Duyusunu Elinden Aldı

Robert Fisk, 1976 senesinde Beyrut’a taşındı. Lübnan İç Savaşı boyunca burada yaşadı. Lübnan’daki Şatila ve Sabra katliamlarının; Suriye’deki Hama katliamının yerinde gözlemcisi oldu ve bunları uluslararası çapta haber yapan ilk Batılı gazeteci olarak tarihe geçti. Lübnan İç Savaşı ve katliamlarını anlattığı “Millete Yazık” kitabını ise 1990 senesinde yayınladı. Cezayir İç Savaşı, Kosova Savaşı, Bosna Savaşı, Körfez Savaşı, Arap-İsrail çatışmaları, İran-Irak Savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı ve Afganistan’daki 2001 uluslararası müdahale ile Irak’ın işgalini yerinde izleyen Fisk, bu konular hakkında uluslararası raporlar yayınladı. 2003 ve 2011 senelerinde Arap Baharı ve devam eden Suriye İç Savaşı ile İran-Irak Savaşı sırasında çatışmaların ilk aşamalarını dünya kamuoyuna duyurdu. Şattül Arap’ta Iraklı ağır topçulara yakın olmasının bir sonucu olarak da kısmi ancak kalıcı işitme kaybı yaşadı.

ABD’nin Afganistan Müdahalesini Yakından İzledi

ABD ile müttefiklerinin Afganistan’a müdahale başlattığı dönemde çalıştığı gazete onu, Pakistan’a transfer etti. Burada habercilik kariyerine devam eden Fisk, ABD Hava Kuvvetleri’nin bombardımanından kaçan bir grup Afgan mültecinin saldırısına uğradı ve ağır şekilde dövüldü. Fisk, yerel bir Müslümanın araya girdiğini yoksa kendisini döverek öldüreceklerini ise çok sonradan anlattı. Ancak bu anlatışında hiçbir şekilde Afgan mültecileri suçlamadı. Tam aksine, ABD’nin ülkedeki hareketlerine sözlü saldırı düzenledi ve Amerikan askerlerinin Afganistan’daki müdahalesini hiçbir şekilde onaylamadığını dile getirdi. Kendisinin öldüresiye dövülmesi hakkında “Bunun sorumluluğu onlara değil başkalarına, bizlere, onların üstüne gidenlere ait.” şeklinde konuştu. Öte yandan uluslararası hukuk profesörü Richard Falk da Fisk’in dediklerini az çok tekrarlayarak şunları dile getirmişti: “Kızgın olmak için çok fazla sebep var. Ben de ABD’nin eylemlerini zamanında açık şekilde eleştirdim. Eğer Afgan halkının yerinde olsaydım ben de bana saldırırdım.”

Irak’ın İşgalinde Bağdat’taki İlk Görgü Tanıklarındandı

2003 senesindeki Irak’ın işgali sırasında Bağdat’ta bulunan Robert Fisk, ilk görgü tanıklarından olarak uluslararası kamuoyuna pek çok rapor sundu. Irak’ta yerleşik olarak bulunan diğer gazetecileri, “otel gazeteciliği” dediği şey hakkında sık sık eleştirdi ve meslektaşlarının otel odalarından yazılar yazmalarını, kişisel alanlarından çıkmadan röportajlar yapmalarını ayıpladı. Fisk, gazetecilik kariyerinin ilk günlerinden emekli olana kadar hep sahada olmasıyla bilindi. Ancak kendi üzerinden örnek gösterdiği gazetecilik mesleği hakkında da meslektaşları tarafından eleştirilere maruz kaldı. Fisk’in bu dönemdeki eleştirisi yalnızca meslektaşlarına karşı değildi. Kendisi, Koalisyon’un işgal sonrasında Irak’taki mezhepsel şiddeti ele alış biçimini de eleştirdi ve mezhep çalışmalarının resmi açıdan mümkün olamayacağını şu şekilde savundu: “Kendime sık sık şu soruyu soruyorum: İç savaşı kışkırtmaya çalışan bu kişiler kim? Amerikalılar bu kişilerin El Kaide olduğunu söylüyorlar. Sünni isyancılar olduklarını söylüyorlar. Bu kişilere ölüm mangaları diyorlar. Ölüm mangaları İçişleri Bakanlığı ile mi çalışıyor? Bağdat merkezli İçişleri Bakanlığı’nı kim yönetiyor? Hepsini biz yapıyoruz, ücretlerini de biz ödüyoruz. Bunu görebilmek için hikayeye farklı boyuttan bakmak yeterli.”

Usame bin Ladin ile Röportaj Yapan Nadir İsimlerdendi

Robert Fisk, Usame bin Ladin’e, onunla konuşabilecek kadar yaklaşabilen nadir gazetecilerdendi. Tam 3 kez röportaj yapan Fisk bu konuşmaları 6 Aralık 1993, 10 Temmuz 1996 ve 22 Mart 1997 tarihlerinde The Independent’ta yayınladı. Fisk, Ladin’i ilk kez gördükten sonra onu şu şekilde tanımlamıştı: “Bay bin Ladin, çıkık elmacık kemikleri, uzun kahverengi cübbesi ve dar gözleri ile her santimiylee mücahit efsanesinin dağ savaşçısı gibi görünüyor. Çarşaflı çocuklar önünde dans ediyor. Vaizler ise onun bilgeliği karşısında boyun eğiyor.” İkili arasındaki röportajlardan birinin sırasında Fisk, bin Ladin’in kendisini onlardan birine dönüştürme fikrini fark ediyor. Bin Ladin’in “Bay Robert, kardeşlerimizden biri rüyasında sizin ruhani bir insan olduğunuzu görmüş. Bu da gerçek bir Müslüman olduğunuz anlamına gelir.” ifadelerini kullandığını aktaran Fisk ise Müslüman olmadığını yalnızca görev gereği bölgede bulunan bir gazeteci olduğunu söyleyerek karşılık veriyor.

Bin Ladin, Fisk’in İslam’a Adım Atmasını Talep Etmişti

Usame bin Ladin, Robert Fisk’in bundan sonraki hayatına bir Müslüman olarak devam etmesi konusunda zaman zaman konuşmalar yaptı ancak Fisk, Müslümanlığa adım atmayı kabul etmedi. Sonraki görüşmelerde Ladin, Suudi Arabistan kraliyet ailesinin yozlaştığını ve ABD’yi kendi gölgesine sokmak için Allah’tan yardım dilediklerini dile getirdi. İkili arasındaki görüşmeler hem siyasi ve askeri hem de dini olarak ilerliyordu. 11 Eylül saldırılarını “insanlığa karşı büyük ve korkunç bir suç” ifadeleriyle kınayan Fisk, ABD yönetiminin tepkilerinin odağı oldu.

Suriye Hükümetinin Gaz Bombardımanını Dünyaya Duyurdu

Robert Fisk, Nisan 2018 döneminde Duma’daki kimyasal saldırı hakkında haber yaptı. Bu haberde, halkın büyük bir kesiminde oluşan solunum problemlerinin sebebinin gaz değil, hükümet güçlerinin uyguladığı yoğun bombardıman olduğunu duyurdu. Halkın bombardıman sonrasında oksijen ve toz eksikliğine bağlı olarak nefessiz kaldığını ifade eden Fisk, bu saldırı sonrasında insanlarda oluşan yan etkileri öğrenmek için doktorlarla da röportajlar yaptı. WikiLeaks’in Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW) içindeki anlaşmazlıklarla ilgili yayınladığı belge ve makalelerden sonra konuyu yeniden açan Fisk, Suriye’deki kimyasal silahlar hakkında son kez konuştu. Fisk, ABD’nin dış politikasını, Ortadoğu ve Afganistan’da takındığı savaş yanlısı tavrını sık sık eleştirdi ve küresel kamuoyunda da bu eleştirileriyle geniş yankı uyandırdı. İsrail’in politikalarını sürekli eleştiren Fisk, Filistinlilere karşı bazı eylemlerin savaş suçu olduğunu kaydetti.

İsmini Dünyaya Kazıyan Fisk, Şüpheli Felç Sonucunda Öldü

Robert Fisk, 30 Ekim 2020 tarihinde şüpheli bir felç geçirmesinin ardından İrlanda Dublin’deki St. Vincent’s Üniversitesi Hastanesi’nde 74 yaşında iken hayatını kaybetti. O dönemde İrlanda’da devam eden koronavirüs kısıtlamaları sebebiyle cenazesi özel olarak düzenlendi. İrlanda Cumhurbaşkanı Michael D. Higgins, Ortadoğu üzerine en iyi yorumculardan birini kaybettiklerine dair konuşma gerçekleştirdi. Savaş karşıtı Avustralyalı gazeteci John Pilger ise Fisk hakkında şunları dile getirdi: “Robert Fisk, son büyük gazetecilerden biriydi. Kendisi, prensiplere hep aykırı davrandı; gerçekleri en muhteşem haliyle anlattı. Gazetecilik sektörü, en cesur insanını kaybetti.”

Robert Fisk, Ödüllü Bir Gazeteci ve Muhabir Olarak Anılıyor

“İsrail Yazıları”, “Suriye-Cehenneme Dönüş”, “Mısır Yazıları”, “Cezayir Yazıları” ve “Büyük Medeniyet Savaşı – Ortadoğu’nun Fethi” isimli kitapları kaleme alan Robert Fisk, kariyeri boyunca şu ödüllere layık görüldü: “İngiliz Basın Ödülleri Uluslararası Yılın Gazetecisi Ödülü” (7 kez), “Yılın Muhabiri Ödülü” (2 kez), “Uluslararası Af Örgütü Birleşik Krallık Medya Ödülleri” (3 kez).