19.5 C
İstanbul
Perşembe, Ekim 6, 2022
Ana SayfaBirleşik Arap EmirlikleriBAE-İsrail Arasındaki 30 Senelik İlişki Gün Yüzüne Çıktı

BAE-İsrail Arasındaki 30 Senelik İlişki Gün Yüzüne Çıktı

Tarih:

Benzer Haberler

Birleşik Arap Emirlikleri Hakkında Bütün Detaylar

Birleşik Arap Emirlikleri kısaca BAE, Orta Doğu’da bulunur ve...

İsrail’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne üst düzey ilk ziyaret

İsrail’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne üst düzey ilk ziyaret İsrail...

Dışarıdan bakıldığında birbirlerine düşman gibi görünen ancak sıkı ilişkilerini 1990’lı senelerden bu yana gizli saklı yürüten BAE ile İsrail, son dönemlerde bu görüşmeleri “normalleşme” adı altında açığa çıkarmaya başladı. Bu hamle ise insanlar tarafından “Filistin’in işgalinin kabulü, İsrail’e tavizler vermek, Yahudi halkının çıkarlarına ortak olmak” gibi algılanıyor. Netanyahu’nun 2009 senesinde İsrail’in, BAE de dahil olmak üzere Körfez ülkelerinin çoğuyla yakın ilişki kurmaya başlama çabaları hala çok konuşulan adımlar arasında. Hatta öyle ki o günden bu yana hızla gelişen ilişkiler vesilesiyle Abu Dabi yönetimi, Expo 2020’ye bizzat davet edildi.

Araplar ve Müslümanlar Bu İlişkiye Karşı Öfkeli

Arap ve Müslüman halk ise iki ülke arasında hızla iyileşen ve gelişen ilişkilere karşı öfkeli. Konunun birinci muhatabı olan Filistin, bu ilişkiye karşı “mümkün olan en sert yanıtı” verdi; BAE’nin davranışlarını “Filistin halkına ihanet” olarak gördüğünü dile getirdi. Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki iş birliği anlaşması, Netanyahu kabinesinin korona salgınıyla baş edemediği, işgal ettiği topraklardaki vatandaşların protestolarını engelleyemediği ve İsrail hükümetinin kırılma noktasına geldiği bir anda imzalandı. Bu anlaşmanın amacı ise Filistin meselesini İslam coğrafyasının gözünde “normal ve önemsiz” bir mesele gibi göstermekti. Uzmanlara göre Arap ülkeleri ile Siyonist rejimi arasındaki ilişkilerin normalleşmesi hakkında dikkate alınması gereken bazı konular şu şekilde:

  1. Abu Dabi’nin bu eylemleri sonucunda bölgenin güvenliği büyük oranda gölgelenecektir. Siyonistlerin Arap ve Müslüman halkın çıkarları için deyim yerindeyse “kıllarını bile kıpırdatmayacak” olmaları, hükümetler ve vatandaşlar tarafından hiçbir zaman unutulmamalıdır. Siyonist rejimle kurulan ilişkiler sonrasında bölgedeki gerilimlerin artacağı aşikardır.
  2. İsrail hükümeti ile halkının Basra Körfezi ve İran çevresinde açılması, işgal altındaki toprakların yanı sıra Direniş Ekseni’nin varlığıyla da karıştırılmamalıdır. Suriye’yi çepeçevre saran bir güvenlik kuşatması yer almaktadır. Basra Körfezi’ne komşu olan ülkeler Siyonist rejimin varlığını, İran’ın güvenliğini ablukaya almak girişimi olarak değerlendiremez. Öte yandan Direniş Ekseni, Siyonist rejime karşı bölgeyi savunmak ve karşı önlemler almak konusunda fikir oluşturan bir akımdır ve meşru olarak kabul edilir. Bu sebeple başta Suudi Arabistan olmak üzere pek çok ülke, İsrail ile ilişki kurmaya yanaşmamaktadır. Suudi Arabistan Kralı Selman’ın öncelikle bağımsız Filistin Devleti fikrini savunması da bunun sebebidir.
  3. Siyonist rejiminin BAE ile ilişkilerini güçlendirmek için en önemli sebeplerinden ve hedeflerinden biri, İran’a karşı iş birliği yapacak bir konsey oluşturmak ve mümkünse buna başkanlık yapmaktır. Bu hedef uzun süredir hem ABD’nin hem BAE’nin hem de Suudi Arabistan’ın da hedefidir. ABD, Batı Asya’da, İran’ın kontrolünü ele geçirmek amacıyla İbrani-Arap koalisyonu kurma niyetine sahiptir. Ancak bu koalisyon aynı zamanda ABD’nin, Arap ülkelerindeki petrol paralarını yağmalaması ve bu ülkelere silah satması için de bir bahanedir.
  4. BAE, İsrail ile dostane ilişkiler güderken bir diğer amacı da Yahudilerin yatırımlarını ülkeye çekmektir. Siyonistlerin, “yatırım” vaatleriyle birlikte Abu Dabi’yi siyasi bataklığa ittiği düşünülmektedir. Suudi Arabistan ise Davos Çöl Zirvesi ile Yahudi iş insanlarını ve ABD’li olan ve ABD’li olmayan şirket ve bankaların sahiplerini ülkeye çekmeye çalışmıştır. Ancak liderler, BAE gibi Siyonist dostu bir ülke dururken Suudi Arabistan’a gitmemektedirler.
  5. Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi karşısındaki en ciddi ve büyük önlem, Müslüman ve Arap ülkelerinin muhalifliğidir. Bu muhaliflik o kadar güçlüdür ki BAE makamları dahi bu konuda teyakkuzda ve dikkatlidirler. En ufak bir kıvılcımın milyonluk İslam coğrafyasını ayaklandırmaya yeteceğini bilen BAE, ciddi zararlar almaktan kaçınmaktadır.
  6. Arap ülkelerinin aksine İran’ın İsrail’e karşı tutumu her zaman net ve serttir. İran hükümeti, Siyonist rejimini, “bölgedeki şer ekseni ve güvensizliğin ana sebebi” olarak görmektedir.

Popüler Haberler

Dışarıdan bakıldığında birbirlerine düşman gibi görünen ancak sıkı ilişkilerini 1990’lı senelerden bu yana gizli saklı yürüten BAE ile İsrail, son dönemlerde bu görüşmeleri “normalleşme” adı altında açığa çıkarmaya başladı. Bu hamle ise insanlar tarafından “Filistin’in işgalinin kabulü, İsrail’e tavizler vermek, Yahudi halkının çıkarlarına ortak olmak” gibi algılanıyor. Netanyahu’nun 2009 senesinde İsrail’in, BAE de dahil olmak üzere Körfez ülkelerinin çoğuyla yakın ilişki kurmaya başlama çabaları hala çok konuşulan adımlar arasında. Hatta öyle ki o günden bu yana hızla gelişen ilişkiler vesilesiyle Abu Dabi yönetimi, Expo 2020’ye bizzat davet edildi.

Araplar ve Müslümanlar Bu İlişkiye Karşı Öfkeli

Arap ve Müslüman halk ise iki ülke arasında hızla iyileşen ve gelişen ilişkilere karşı öfkeli. Konunun birinci muhatabı olan Filistin, bu ilişkiye karşı “mümkün olan en sert yanıtı” verdi; BAE’nin davranışlarını “Filistin halkına ihanet” olarak gördüğünü dile getirdi. Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki iş birliği anlaşması, Netanyahu kabinesinin korona salgınıyla baş edemediği, işgal ettiği topraklardaki vatandaşların protestolarını engelleyemediği ve İsrail hükümetinin kırılma noktasına geldiği bir anda imzalandı. Bu anlaşmanın amacı ise Filistin meselesini İslam coğrafyasının gözünde “normal ve önemsiz” bir mesele gibi göstermekti. Uzmanlara göre Arap ülkeleri ile Siyonist rejimi arasındaki ilişkilerin normalleşmesi hakkında dikkate alınması gereken bazı konular şu şekilde:

  1. Abu Dabi’nin bu eylemleri sonucunda bölgenin güvenliği büyük oranda gölgelenecektir. Siyonistlerin Arap ve Müslüman halkın çıkarları için deyim yerindeyse “kıllarını bile kıpırdatmayacak” olmaları, hükümetler ve vatandaşlar tarafından hiçbir zaman unutulmamalıdır. Siyonist rejimle kurulan ilişkiler sonrasında bölgedeki gerilimlerin artacağı aşikardır.
  2. İsrail hükümeti ile halkının Basra Körfezi ve İran çevresinde açılması, işgal altındaki toprakların yanı sıra Direniş Ekseni’nin varlığıyla da karıştırılmamalıdır. Suriye’yi çepeçevre saran bir güvenlik kuşatması yer almaktadır. Basra Körfezi’ne komşu olan ülkeler Siyonist rejimin varlığını, İran’ın güvenliğini ablukaya almak girişimi olarak değerlendiremez. Öte yandan Direniş Ekseni, Siyonist rejime karşı bölgeyi savunmak ve karşı önlemler almak konusunda fikir oluşturan bir akımdır ve meşru olarak kabul edilir. Bu sebeple başta Suudi Arabistan olmak üzere pek çok ülke, İsrail ile ilişki kurmaya yanaşmamaktadır. Suudi Arabistan Kralı Selman’ın öncelikle bağımsız Filistin Devleti fikrini savunması da bunun sebebidir.
  3. Siyonist rejiminin BAE ile ilişkilerini güçlendirmek için en önemli sebeplerinden ve hedeflerinden biri, İran’a karşı iş birliği yapacak bir konsey oluşturmak ve mümkünse buna başkanlık yapmaktır. Bu hedef uzun süredir hem ABD’nin hem BAE’nin hem de Suudi Arabistan’ın da hedefidir. ABD, Batı Asya’da, İran’ın kontrolünü ele geçirmek amacıyla İbrani-Arap koalisyonu kurma niyetine sahiptir. Ancak bu koalisyon aynı zamanda ABD’nin, Arap ülkelerindeki petrol paralarını yağmalaması ve bu ülkelere silah satması için de bir bahanedir.
  4. BAE, İsrail ile dostane ilişkiler güderken bir diğer amacı da Yahudilerin yatırımlarını ülkeye çekmektir. Siyonistlerin, “yatırım” vaatleriyle birlikte Abu Dabi’yi siyasi bataklığa ittiği düşünülmektedir. Suudi Arabistan ise Davos Çöl Zirvesi ile Yahudi iş insanlarını ve ABD’li olan ve ABD’li olmayan şirket ve bankaların sahiplerini ülkeye çekmeye çalışmıştır. Ancak liderler, BAE gibi Siyonist dostu bir ülke dururken Suudi Arabistan’a gitmemektedirler.
  5. Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesi karşısındaki en ciddi ve büyük önlem, Müslüman ve Arap ülkelerinin muhalifliğidir. Bu muhaliflik o kadar güçlüdür ki BAE makamları dahi bu konuda teyakkuzda ve dikkatlidirler. En ufak bir kıvılcımın milyonluk İslam coğrafyasını ayaklandırmaya yeteceğini bilen BAE, ciddi zararlar almaktan kaçınmaktadır.
  6. Arap ülkelerinin aksine İran’ın İsrail’e karşı tutumu her zaman net ve serttir. İran hükümeti, Siyonist rejimini, “bölgedeki şer ekseni ve güvensizliğin ana sebebi” olarak görmektedir.

Benzer Haberler

Birleşik Arap Emirlikleri Hakkında Bütün Detaylar

Birleşik Arap Emirlikleri kısaca BAE, Orta Doğu’da bulunur ve...

İsrail’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne üst düzey ilk ziyaret

İsrail’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne üst düzey ilk ziyaret İsrail...

Popüler Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz