ABD Kongresi, Rusya ve İran nükleeri arasında kaldı

ABD’li politikacılar yakın zamanda Rusya ve İran nükleeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaklar. Bunun sebebi olarak ise Donald Trump’ın Mayıs 2018’de İranlı nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak ayrılması gösteriliyor.

ABD Kongresi, Rusya ve İran nükleeri arasında kaldı
Yazar Gündem Ortadoğu
Yayınlanma Tarihi: 07.04.2022 15:18 | Son Güncellenme: 07.04.2022 15:22

ABD’li politikacılar yakın zamanda Rusya ve İran nükleeri arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaklar. Bunun sebebi olarak ise Donald Trump’ın Mayıs 2018’de İranlı nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak ayrılması gösteriliyor. Trump o dönemde İran’ın nükleer hedeflerini engellemek yerine ülkeyi bu konuda serbest bırakmayı tercih etmişti. Ancak bu makaleyi kaleme alan Dışişleri Bakanı Eski Yardımcısı Joel Rubin’e göre Senatör Ben Cardin’in bu konudaki ifadeleri de oldukça önemli. Cardin, Trump’ın İranlı anlaşmadan çekilmesine başlangıçta yalnızca karşı çıktıysa da sonrasında bu durumu kısaca “büyük bir felaket” olarak nitelendirdi.

Aynı durum tüm Kongre için geçerli

Ben Cardin bu görüşünde oldukça haklıydı. Öte yandan Trump’ın bu hatasını düzeltmek için de yakın zamanda eline bir fırsat geçebilir. Bunun sebebi de Biden’ın, Trump’ın başarısız politikasını tersine çevirmek ve İran’ın nükleer hırslarını rafa kaldırmak için uluslararası ortaklarla birlikte çalışması. Eğer bu adım gerçekleşirse Cardin’in ABD ulusal güvenliği uğruna anlaşmaya geri dönme ihtiyacı konusunda içgüdüleri de yüksek sesle desteklenecektir. Bu durum aynı zamanda tüm Kongre için geçerlidir.

Putin, kötülüğün en büyük göstergesi

Tehlikeli bir diktatörün nükleer silahları ele geçirmesinin ne denli kötü boyuta ulaşabileceğini görmek için Vladimir Putin’e dikkatle bakmak yeterli. Putin’in Ukrayna’daki savaşı sırasında nükleer haraçları büyük oranda işe yarıyor çünkü nükleer silah kullanmak konusundaki dolaylı tehditleri, NATO ve ABD’nin Ukrayna üzerinde uçuşa yasak bölge oluşturmasını engelliyor. Putin adeta nükleer bir şemsiye kullanıyor ve bununla da on binlerce kişiyi öldürüyor. Öte yandan nükleer silaha sahip olan İran’ın kabus senaryosu da hayal edilmeye değer. İran’ın elindeki herhangi bir nükleer silah, Ortadoğu’daki İran terörü için şemsiye görevi görecektir.

İran, savaşa tehlikeli biçimde dahil olabilir

İran Husilerin, Hizbullah’ın ve Hamas’ın, ABD’nin müttefiklerine karşı saldırıları için bölgesel vekillere roket göndermek yerine misilleme korkusu olmadan hareket edebilir ve savaşa doğrudan, tehlikeli biçimde dahil olabilir. Fakat Trump’ın Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak isimlendirilen İran anlaşmasından çekilmesi, ABD’yi tehlikeli bir yola soktu. İki rakip ülkenin aynı konudaki politikaları, dış ilişkilerde nasıl çalıştıklarını görmek için nadiren teste tabi tutulur. Fakat İran’ın nükleer programı konusunda sonuçlar çoktan ABD’nin eline geçmiş durumda.

İran nükleerinin ilk testleri 2015’te yapıldı

İran’ın nükleer kullanımı konusundaki ilk testler, JCPOA kapsamında 2015 senesinde yapıldı. O dönemden önce İran nükleer bir patlamadan yalnızca birkaç hafta uzaktaydı. Bu durum da onu, eşiğe oldukça yakın bir devlet haline getiriyordu. Anlaşmanın imzalanmasının ardından durum tersine döndü. İran’ın nükleer patlama süresi, bir sene ertelendi. Bu da uluslararası topluma, İran’ın nükleer kullanması halinde tepki vermesi için oldukça yeterli oldu. İkinci test ise 2018 senesinde Trump’ın JCPOA’dan çekilmesiyle başladı. Bu hamle de ABD’nin müttefiklerinden izole edilmesine sebep oldu.

Trump, İran’ı nükleer açıdan serbest bıraktı

Trump’ın bu yanlış politikası, İran’ı nükleer konusunda serbest bıraktı. Trump bunu, İran’ın nükleer tesislerine yönelik “müdahaleci” denetimleri sonlandırarak, İran’ın daha gelişmiş santrifüjler inşa etmek için daha fazla bilgiye sahip olmasını sağlayarak ve İran’ın nükleer yakıt stokları üzerindeki kısıtlamalarını kaldırarak yaptı. Nükleer silahların yayılmasını durdurmak açısında baktığımızda ise Trump’ın bu anlaşmadan çekilmesi tam bir “fiyaskoydu”. Şimdi ise bu iki liderin politikası test edilmiş oldu. İlk politikanın İran nükleer bombasını engellemek için kılını kıpırdatmadığı; ikinci politikanın ise bunun tam tersini amaçladığı görüldü. Tabi ki ABD’de üçüncü bir politika seçeneği de mevcut. Bu ise İran’ın nükleer emellerini boşa çıkartmak için her türlü savaş başlatmayı amaçlayan bir politika.

İran’a karşı güvenli bir yol bulunmuyor

Ancak iş, İran’a karşı savaş başlatmaya gelince bu konuda ABD’ye iyi şanslar dilemek gerekir. Zira İran’ın nükleer programını sonlandırmak için güvenli bir askeri yol olsaydı, bu yıllar önce gerçekleştirilirdi. Unutulmamalıdır ki İran, 83 milyon nüfuslu ve 636 bin mil karelik bir ülkedir. Yani Kaliforniya’nın dört katı büyüklüğünde ve Ukrayna’nın da iki katından fazla nüfusa sahip. İran’ın binlerce mühendisi, nükleer bilim insanı, düzinelerce de nükleer tesisi bulunuyor. İran’a karşı herhangi bir askeri hareket yalnızca imkansız olmakla kalmayacak aynı zamanda da İran’ın nükleer hırslarını meşru müdafaa için gerekli olarak yasallaştıracak ki bu da İran’ın nükleer silahını kullanmasını yalnızca birkaç ay geciktirecek.

ABD, aynı yoldan daha önce de geçti

ABD daha önce de Irak’ın nükleer silah kullanmasını önlemek amacıyla Ortadoğu’da geniş çaplı bir müdahale başlattı. Bu müdahale kısa sürede savaşa dönüştü. Bu sebeple aynı yolda tekrar yürümek hiç de mantıklı görünmüyor. Ancak acı bir gerçek var ki o da İran’ın nükleer silah sahibi olmasını yalnızca bir ülke durdurabilir. O da elbette ki İran’dır. Nükleer diplomasi ise İran’ı bu seçimi yapmak konusunda ikna edebilecek tek yol. Trump’ın “pervasız” politikası, İran’ın daha önceki taahhüdünü baltaladı ve İran’ın nükleer silah üretmek yoluna hızla girmesine sebep oldu. Biden ise bu kaçak nükleer trene fren yaptırmak ve İran’ın nükleer programını geri döndürmek üzere.

Biden’ın her türlü anlaşması desteklenmeli

ABD’li politikacılar, Biden’ı tek çıkar yol olarak görüyor. Bu sebeple Biden’ın İran ile yapacağı her türlü anlaşma, bir şekilde ABD siyasileri tarafından desteklenmeli. Biden’ın bir anlaşma yapması ve ABD toplumunun rahat bir nefes alması bekleniyor. Çünkü bu tarz bir anlaşmanın yapılmaması durumunda Trump’ın başarısız statükosu sürdürülecektir. Bu da İran’a nükleer bir silah vermiş olacak ve Putin’in nükleer zehrini çocuk oyuncağı gibi gösterecektir.